Kürtçenin tüm lehçelerini şarkılar Ortadoğu kadınları için…

Herire Albüm Kapağı

Herire Albüm Kapağı

“Herîrê” Nilüfer Akbal’ın yeni albümü, Kürtçe’de ipek kumaş anlamına gelen albümün adı içerdiği müziğin de güzel ve öz tanımı. Albüm iç içe ve barışça yaşamayı öğretmek için yola koyulan Kült kültürü ile yıkanmış ritimlerin Ortadoğu esansları ile süslenmiş bir oluşumu. Fazla makyaja ihtiyacı olmayan “Herîrê” tatlı bir serüven, pencere ve yabancılar için yakın ama bir o kadar yabancı olan kültüre açılım. Her dünya müziğinde olduğu gibi burada sınırlar yok, el ve eldiven misali birbirine işlenmiş kültür harmanlaması var, ürkütücü değil aksine kucaklayıcı ve yol gösterici. Nilüfer Akbal bu on birinci serüvenin de (film müziklerini de sayarsak) Kült müziğinin ruhuna dokunup, Kürtlüğüne sahip çıkarak sınırları aşıyor ve bu albümdeki ritimlerini Ortadoğu kadınlarına adıyor.

Nilüfer Akbal

Nilüfer Akbal

Albüm hakkında detaylara devam etmeden önce isterseniz bu dolgun sesli sanatçımızı biraz olsun tanıyalım. Sitesinde sanatçı kelamı kelamına aynen şöyle tanıtılmıştır: Muş Varto doğumlu Nilüfer Akbal, 1986-87 yıllarında İstanbul’a gelir ve aynı yıllarda Arif Sağ Müzik okulunda (Solfej,bağlama,repertuar) müzik eğitimine başlamış. Okulun ilk yıllarında hocaları tarafından keşfedilir ve ilk albüm Arzuhal Eyledim (1987) Diyar Müzik etiketiyle çıkarır. Bu albümde Hasret Gültekin, Abuzer Karakoç, Mustafa Karaçeper gibi önemli müzisyenlerin yer aldığı bir çalışma olur. 1992 yıllarında Ben Bir Kadınım (Timur Selçuk ve Begüm Erdem’den şan eğitimi almaktadır bu esnada) albümünden önce albüm yapmaya bir süre ara vererek Kadının Kurtuluşu dergisinde çalışmaya başlar. Bu dönemde kadın bilincini Kendisine Zaza lakabı ile hitap eden Hasret Gültekin’in cesaretlendirmesi ve yönlendirmesiyle ana dili olan Zazaca’da Müzik yapma konusundaki kararlılığı artar. Bu dönemde Özal’ın çıkardığı Kürtçe müzik yasağını kaldıran yasadan sonra Kürtçe müzik yasağından sonra seslendirmesi eksik kalmış olan Newroz 1 ve Newroz II’nin seslendirmelerini yaptı. Albüm Hasret Gültekin’in yönetmenliğinde 91 yılında çıktı. Bu arada 91 Barış’tan Resitaller (1990) albümünde aralarında Ahmet Kaya’nın da bulunduğu başka sanatçılarla birlikte “Dört Telden Dört Dilden” (1991). Yine Bundan sonrada “Nevroz 1” ve “Nevroz 2” albümleri ile yönelimini belirleyen Nilüfer 1995’te Miro adlı eşsiz albümünü çıkararak dinleyicisiyle buluşur. Bu albümün yönetmenliğini Kadir Karakoç gerçekleştirdi. Albümde değerli müzisyenler Deniz Salman, Erdal Akaya, Sinan Çelik’le birlikte çalıştı. Bu albümün geniş beğeni toplayan 1995 Miro (ile Raye arası Hüseyin Erdem aracılığıyla tanıştığı Paula Groana’dan (1994 yılında Köln’de rainische Music Schule konservatuarına girerek 1.5 yıl boyunca şan ve opera eğitimi alır) adlı şarkı Hüseyin Erdem’in arşivinden alındı. Nilüfer Akbal müzik yaptığı süre içinde kadın hareketini destekleyen örgütlerin, demokratik kitle örgütlerinin düzenlediği uluslar arası kültür festivallerine, yardımlaşma ve dayanışma derneklerinin düzenlediği etkinliklerde, çoğu zaman değerli sanatçı arkadaşı Fırat Başkale eşliğinde boy gösterdi. Müzikal yolculuk, arayış, yeni deneyler… 1998 Fransa’da yaptığı Revingi albümü Jean Michel Kanner’le ortak çalışmasıdır. Bu albümü Nilünün pop jazz deneme çalışması niteliğindedir. Konser ve festival dönemi bu. Türkiye Müzik Günlerine Kürt müziğini temsilen katılır. (Fransa’da düzenlenen) Sita de la Musique festivaline katılır. Aynı nyıllarda Berlin’de Passions Kirche’de “Türk Halk Müziği Konseri” adı altında koro eşliğinde Kürtçe şarkılar seslendirir. Bu albümün ardından müziğe dört yıl ara verdi. Bu Nilüfer için hem ruhsal, hem de müzikal bir arayış dönemidir. Ciwan Haco aracılığıyla tanıştığı Ayhan Evci aranjörlüğüyle (bu arada annesi Sisi’yi ve Kadir’i kaybeder ve yolculuğuna biraz daha öğrenmiş olarak, onların ruhunu yanına alarak devam eder.) 2002’te Raye’yi yayınlar. Bu albümle uzun süre ara verdiği seyirciyle yeniden ilişki kurmuş ve memnuniyetle karşılanmış, kısacası Türkiye’ye dönmeye karar vermiştir. Bu arada Kürt müziği Türkiye’de de daha serbestçe ve yaygın bir şekilde dinlenmeye başlandığı yıllardır. Albümü Rai müziğinin etkisinin hissedildiği pop, jazz, funk tınılarına yer verilen albümde Doğu ve Batı sazlarının buluştururken iiiiii gibi dünyaca ünlü müzisyenlerle çalışır. Raye albümüyle EFB Multi Kulti (Berlin) radyosu tarafından haftanın albümü seçilir. Albümden önce uzunca bir süre Avrupa’da yaşadı. Türkiye’de çalışmaya karar veren Nilü 2005’te Sewa albümünü yapar. Sewa albümüyle Türkiye’ye yerleşerek, Avrupa’ya daha az gitmeye başlar. 2007 yılında Nilüfer’in Irak Federe Kürt Bölgesi’ne yolculukları başlar. Burada çok değerli Kürt sanatçılarla tanışır. Mezher Xeliqi, Hüseyin Şerifi (bunlar yaşıyor), Hasan Zirek, Ali Merdan, Tahsin Taha gibi ve diğer kadim Kürt sanatçılarının sesleriyle tanışarak müziğe başladığından beridir içinde bir yerlerde tanıştığı Doğu kökenlerine farklı bir açıdan yaklaşmaya başlar. Şimdi bu yeni içgörürlerin bir ürünü olan Ortadoğu ve İran kültürüyle etkileşim içine girmiş bir Kürt müziğidir bu. Süleymaniye ve şehirlerle tanışma süreci. Sine’den alır Herire’yi, Hewler’den Şilere şehri) makam Herire’yle dinleyicileriyle buluşmayı bekliyor. Herat’la Hewler arasında, Süleymaniye Duhok Şaqlawa gibi Doğu şehirlerinde “Doğu” dene şeyin bambaşka bir anlamıyla karşılaşır. Bu karşılaşma onun müzikal dünyası için önemli bir esin kaynağı olur. Memu Zin, Yol, Mülteci’de ağıtları seslendirdi. ARTE TV’de (Almanya ve Fransa) belgesel müzikleri yaptı. Yorumcu, araştırmacı, entelektüel, gelişimi dert edinmiş, duyarlı, sanatın evrenselliğine inanan, sanatçı kimliğini üstün tutar.

“Herîrê” Nam ve Ada Müzik işbirliğiyle raflarda yerini aldı ve özellikle çağdaş/geleneksel ekseninde gidip gelmesiyle dinleyene güzel bir yelpaze sunacağı aşikâr. Albümde makamlar bol, sizleri  aşiran dan, Kürdili hicazkara kadar pek çok makam ağırlamayı bekliyor. Bestelerin çoğu farklı sanatçılara aitken Akbal albümün iki parçasının besteci ve söz yazarı olarak karşımıza çıkıyor. Albümde, Metin-Kemal Kahraman, Ayhan Evci, Jan, Kerem Gerdenzeri, Tahir Tevfik gibi önemli isimlerin bestelerinin yanı sıra, anonim şarkıları da yer alıyor. “Herîrê” geleneksel müziğe onun kendine has dokusunu bozmadan yaklaşması bakımından Akbal’ın olgunluk döneminin habercisi. Geleneksel müziğin geçmişten kopup gelen yankısı çağdaş enstrümanlarla harmanlanarak bugüne ulaşıyor.

Yaklaşık dört yıllık hazırlık çalışmasının ürünü olan albümde düzenlemeler Ayhan Evci, Burhan Bayar ve Nilüfer Akbal imzasını taşıyor. Albümde yer alan yedi parçanın Almanya’daki kayıt ve düzenlemeleri Ayhan Evci’ye ait. Ortadoğu’nun Herat, Hewler, Süleymaniye, Duhok ve Şaqlawa gibi şehirlerinde Ortadoğu ve İran makamlarının damarlarıyla beslenen Kürt müziğiyle daha yakından tanışma fırsatı bulan Akbal bu barışçıl ve olgun karşılaşmayı Zazaca, Kurmancî ve Soranî lehçelerindeki şarkılarla kendi müziğine ustaca işliyor.

“Herîrê”nin  Anadolunun Prtadoğu ile dilsel, dinsel, kültürel birleşimi. Görsel tarasımı her ne kadar 60’lı yılların havasını taşıyor olsa bilr geniş bir döneme hitap ediyor. Kulağı açık olan tüm dinleyicilere önerilecek bir çalışma olduğu ise mutlak.

Nilüfer Akbal

Nilüfer Akbal