Lila Downs yirmi birinci yüzyılda etnik kökenlerin ve sınırların bulanıklaştığı bir dönemde dünya kültürünü yansıtan bir sanatçı. Dünya müziğine nur gibi düşen büyüleyici bir sese sahip olan sanatçı, yıllardan beri kültürler, tarzlar, sesler, diller, dinler ve politikalar arasında eşsiz bir harmanlama kuruyor. Bu amalgamın en büyük unsuru ise Meksika’nın Oaxaca şehrinde 1968 yılında doğan sanatçının zengin müziği. Altı albüm ve bir Grammy ödülünden sonra bu tutkulu folklorcu, en kişisel ve hayat dolu çalışması olan “Shake Away” ile iki yıl aradan sonra yeniden huzurlarımızda.
New York ve Mexico City’de kaydedilen albümün ana teması Amerika’nın tüm dünyayı enjekte ettiği korku silsilesinden silkelenmek. Amaç bu korkudan sıyrılıp umut ile geleceğe bakmak ve yaraları sarmak. İnsanoğlu kötülükleri unutmak veya gizlemekten aciz olduğu için Lila Downs bir nebze olsun müziği ile ortama pozitiflik serpmeyi hedefliyor. Zira kendisi farklı kültürlerden, dinlerden yeşeren insanların ne kadar zor bir araya geldiğini birebir yaşayan birisi. Aynı zamanda bir antropolog olan sanatçı, bu yeni çalışmasından insanbilimini müziksel katmerler ile ele almayı başarmış. Zira Lila Downs’un kuvveti, şarkıcı, besteci bir insan olarak sürdürülebilir merakında yatmakta. Tarihi sabırla araştırıp, kaçınılmazlığı dürüstlük ve zarafet ile irdeleyen sanatçı, yeni albümü boyunca farklı müzik mozaiklerini zengin melodi paleti ile süslüyor. Üretkenlik, sosyal emekçilik ve kırsal hayat gibi dünyevi unsurlar, albüm içerisinde müzik sayesinde çok başarılı bir biçimde zapt edilip, dinleyene sunuluyor. Albümde yer alan her parça çok biçimli ve değişken bir müzik manzarası içeriyor.
Klasik müzik ve özellikle opera dinleyerek büyüyen sanatçı, aynı zamanda ses bilimi üzerine diploması olan bir akademisyen. İlk albümünü “Ofrenda”yı caz piyanisti ve aynı zamanda hayat arkadaşı Paul Cohen ile birlikte 1994 yılında çıkartan sanatçı, ikinci albümü “ Azuláo: En Vivo con Lida Downs ”u 1996 yılında çıkarttı. Bu albümüyle “En İyi Orijinal Latin Caz” ödülünü kazandı. Cazın yanı sıra yavaş yavaş daha yoğun, folklorik stillere kayan sanatçı, 1999 tarihli “ La Sandura ” albümü ile bu yeni sınırı keşfetmeye başladı. Özellikle 2000 tarihli “Tree Of Life” albümü ile hem vokallerini ön plana çıkarttı hem de Mixteca ve Zapotek kültürlerine ait kutsal yazıtlara dayanarak yazdığı sözler ile dikkat çekti. Albümde yer alan kadın ve feminizm temalı vurgulamaları çağdaş Meksika hayatında oldukça ses getirdi. Sonraki yıllarda çıkan “ La Linea ” (Sınır) ve 2004 tarihli “Una Sangre” (Tek Kan) çalışmaları ile bilhassa Latin Amerika’da süper yıldız statüsüne ulaştı. Salma Hayek’in başrolü üstlendiği “Frida” filmindeki performansı ile uluslar arası müzikseverlerin dikkatini çekti.
“Shake Away” her anın önemi vurgulanan bir müziksel aktarımın kesişim viyadükü. Daha önceki çalışmalarında olduğu gibi sanatçı yine Mitsek, Zapotek, Maya ve Nahuatl alt türevlerinden oluşan Mezo-Amerika kültürünü irdeliyor. Vizyonunu organik bir yapıya büründürebilmek için Downs yedi kişilik ekibi ve prodüktörleri Cohen, Aneiro Tano ve Brian Lynch ile bir araya gelip göç, politik adalet ve kültürel değişim konularını ele alan on altı parçaya imza atıyor. Akordeon, gitar, arp ve klarnet gibi geleneksel enstrümanların yanı sıra trompet, trombon ve tuba, sanatçının müziğini Meksika ve New Orleans arasında bir eksene taşıyor. Böyle yoğun bir etkileşimi omuzlayan sanatçı albüm boyunca zerre kadar espri, hassasiyet ve sevecenliğini kaybetmiyor.
Ağırlıkta İspanyolca parçalar seslendirmesi ile tanınan sanatçı, bu yeni çalışmasında en az altı parçasını İngilizce olarak seslendirmiyor. Albümün açılışı blues temaları üzerine oturtulan bando müziğinden etkilenen müziksel kültürlerin çarpıştırıldığı ‘Little Man’ parçası ile yapılıyor. Albüme adını veren “Shake Away (Ojos De Culebra),” (Yılanın Gözleri), Olmek kültüründeki simgelere uzanan metaforik bir öykü. Yılanlar gibi derinizi sıyırmayı konu eden parça, günümüz dünyasında insanoğlunun değişkenliğini pozitif bir açıdan ele alıyor. Takip eden ‘Minimum Wage’ adlı parça ise asgari ücret ile nasıl yaşanıp mutlu olunabileceğini konu ediyor. Down daha sonra Raul Midon ile çok bilindik bir Fleetwood Mac bestesi olan ‘Black Magic Women’ adlı parçayı İspanyolca ve İngilizce yeniden yorumluyor. Sanatçı ilk defa İskoç babasının köklerini besteci Paul Buchanan tarafından emekçilere adanan ‘I Would Never’ adlı çalışmada irdeliyor. ‘Perro Negro’ (Siyah Köpek), parçasında ise Latin Amerika’nın kokuşmuş liderlerine eleştirisel oklar fırlatan Downs, hala sivri dilini göstermekten çekinmediğini kanıtlıyor. Kanımca albümün en heyecan verici parçası ise Downs’un ‘Tierra de Luz’ (Işığın Ülkesi), adlı parçasında efsanevi Arjantinli solist Mercedes Sosa’yı konuk ediyor olması. Anavatanına olan tutkuyu dilen getiren iki solist, dinleyene Mariaçi ezgileri içerisinde bir karnaval atmosferi yaşatıyor.
Meksikalı müzik kadını Lila Downs’un becerikli simyası, on altı parçadan oluşan albümün her saniyesinde kendisini göstermeyi başarıyor. Hayatta aynı patikada yürüyen, her zaman “neden?” sorusunu korkmadan soran müzikseverleri müziği ile birleştiren Downs, vazgeçilmez Meksika melodilerini açık penceresinden tüm dünya ritimleri ile paylaşıyor.
Lila Downs / “Shake Away (Ojos De Culebra) / EMI
Lila Downs – La Iguana from Harmony Festival on Vimeo.
Originally posted 2010-01-21 08:12:06. Republished by Blog Post Promoter
Benzer karalamalar:





