İlk günden beri acımasız bir ikbal avcısı olan Madonna, bunu her yaptığı iş ve albümde sonuna kadar kullanmayı başardı. Her zaman yumrukları havada, ne zaman savaşması gerektiğini iyi bilen bu 47 yaşındaki iki çocuk annesi sanatçı, bizi yine beklemediğimiz bir yerden vurdu. Kariyerinin en düşük satışını yapan 2003 tarihli tatsız American Life (tarihinde ilk defa ilk ona parça sokamayan/ortalama 5 milyon satan) albümünden sonra, yirmi bir yıllık saltanatının biraz olsun solabileceği izlenimini verdi. Bunun vermiş olduğu hırs ile yeni bir saldırganlık ve ayrıcalık ile geri döneceğini tahmin ettiğimiz sanatçı her zamanki gibi herkesin ağzını hayranlıkla bir karış açık bıraktı. Ray Of Light ‘tan sonraki şüphesiz en kuvvetli olan 14. albümü Confessions On A Dancefloor (Dans pistinden itiraflar) Balet Plak etiketi ile ülkemizde piyasaya çıktı ve bizi ister istemez dans pistlerine sürüklemeye kararlı.
Bir post-modernlik ikonu olan Madonna ‘nın her albümde, hatta her parçada sabit kişiliğini bin bir farklı makyaja bulaması onun dünyaya beyannamesi oldu. Her çalışmasında bizleri böyle bir beklenti içine sokan sanatçı, çekinmeden gerçekleştirdiği bu değişimleri zamanla daha planlı, programlı ve her ince detayına kadar hesaplanmış bir formata soktu. Bir sonraki dominant olabilecek modayı önceden tahmin etmeye çalıştı. Bu serüveninde genellikle başarılı oldu ancak dönem dönem tökezlediği de oldu. Madonna ‘nın bu değişimleri süresince sadık kaldığı en önemli stratejisi, son dönem albümlerinde çalışmayı tercih ettiği prodüktörler oldu. 80′li yıllarda kişiliğini oturtmaya çalışan sanatçı New York’un özgür stil kulüplerinin başını çeken DJ Jelly Bean Benitez ile çalıştı ve böylece farklı müzik adamları ile yaptığı işbirliği sayesinde kendisini geliştirdi. Dans müziğinin gündemden düştüğü, hele hele diskonun unutulmak üzere olduğu bu dönemde, yanına Stuart Price ‘ı (aynı zamanda Jacques Le Cont olarak biliniyor) alarak tüm cesareti ile Confessions On A Dancefloor albümünü çıkarttı. Böylece kendisine 21.yy pop müziğine tek yönlü bilet almış oldu. Müzik severlerin Madonna ‘yı dans edebildikleri parçalarla özleştirdikleri için onu ilk tanıdıkları Madonna olarak dinlemek istiyorlar. Confessions On A Dancefloor albümü ile kendisini en iyi hissettiği, enerjisi ile bizleri aydınlattığı dans pistine geri dönen sanatçı, DJ’lerle sabahlara kadar takılıp ürettiği müziği ile albüm yapıyor. Farklı arayışlara dalacağına, Pop müziğini geliştirilmiş yeni sürümünü sunuyor. Ve bunu o kadar başarılı ve inançla yapıyor ki, kimsenin ne düşündüğü umurunda değil.
Confessions On A Dancefloor albümü tıklayan bir ses ile açılıyor. Temel prensiplerin yeniden cüretkârca ifade edildiği Hung Up parçası gürleyen tekno melodileri ve Abba ‘nın Gimme Gimme Gimme ( A Man After Midnight) parçasının filtre edilmiş arpeji ile yapılandırılmış, dans pistine düşen bir bomba. Albümün ilk 45′liği olan Hung Up parçası, Burnin’ Up parçasını anımsatan Madonna ‘nın yüksek perdede ki vokalleri, vahşi heyecan ile birleşip temel dans dürtülerini ifşa ediyor. Price’ın med cezir havasındaki sintisayzır melodileri ile süzülen Get Together parçasında Madonna Pop’un ebedi sorusunu soruyor: İlk görüşte aşka inanır mısın? Bir DJ seti gibi arada boşluk olmadan albümün en melodik, özgün ve ikinci 45′lik olacak parçası Sorry ‘nin kıyısına vuran melodiler ve değişken tektonik bas tınıları ile son sürat devam ediyor. “Hayatını unutalım / Problemlerini, hükümetini, faturalarını ve borçlarını unutalım” ile başlayan Future Lovers parçası bir an olsun sizi gerçek hayattan kaçırıp, prizmatik vokaller eşliğinde açık bir ifade ile müziği ruhanilik ve dans etmeyi de dinsel ritüel olarak eşitliyor. Albümün inanılmaz keyif verici sürati I Love New York parçası ile bir hız sınırını aşıyor. “Şehirleri sevmem ancak New York’u severim / Diğer şehirler beni aptal yapıyor” diyen sanatçı basit nakaratlarına rağmen New York’a olan aşkını tekrar tekrar deklare ediyor. Isaac parçası yaylılar ve Yitzhak Sinwani ‘nin İbrani vokalleri nin birleşmesi ile Madonna’ya kusursuz bir altyapı oluşturuyor. Mensubu olduğu Kabbalah dininin güzelliklerine deyinen sanatçı saman altından aslında propaganda yapıyor. Albüm boyunca müzik güzel ve akıcı bir şekilde süzülüyor, hiçbir parça olması gerektiğinden fazla uzatılmıyor ve bu da albüme genel olarak bir bütünlük kazandırıyor.
Pop uçarılığı ile ruhani yerçekimini kaliteli bir şekilde harmanlayan albüm dinleyene şarkı söyletirken aynı zamanda dans ettirecek. Madonna ‘nın çekirdek hayran kitlesine tekrar merhaba diyen albüm, bu türde söz sahibi olan sanatçılara, bakın bu iş böyle yapılır diyerek, onları susturacak bir çalışma . Adeta dans pistini tamamen kendisi için isteyen Madonna , her zamanki öncülüğü ile pop müziğini tekrarlamaktan öte bir sonraki aşamaya taşıyor. Yeni ufuklara herkesten önce adım atmayı başaran sanatçı, popüler müziği dans pistine başarıyla taşıyıp, hadi kalkın ayağa ve dans edin diyor.
Madonna – Sorry (Confessions Tour Live) from MADONNA2905 on Vimeo.
Originally posted 2010-02-26 09:24:28. Republished by Blog Post Promoter
Benzer karalamalar:





