Mircan Kaya - Chinka

Mircan Kaya - Chinka ENGLISH CONTENT

“What is humanity’s greatest invention? But surpassing all stupendous inventions, what sublimity of mind was his who dreamed of finding means to communicate his deepest thoughts to any other person, though distant by mighty intervals of place and time! Of talking with those who are in India; of speaking to those who are not yet born and will not be born for a thousand or ten thousand years; and with what facility, by the different arrangements of twenty characters upon a page!”

With these words, Sagredo praises the alphabet as the greatest human invention. Being able to speak to those who are not yet born and will not be born for a thousand or ten thousand years…


According to Noam Chomsky, all the people of the world inherit the general properties of language, its system and structure specific to our species that is humans. But why and how do languages differ so much from one geographic location to another all around the world if there are universal principals guiding them? This has been occupying my thoughts for years. I have always found it an incredible phenomenon regarding human beings. Chomsky provides us with some answers: “A human being or any complex organism has a system of cognitive structures that develop much in the way the physical organs of the body develop. That is, in their fundamental character they are innate; their basic form is determined by the genetic structure of theorganism. Ofcourse, theygrowunderparticularenvironmental conditions, assuming a specific form that admits of some variation. Much of what is distinctive among human beings is a specific manner in which a variety of shared cognitive structures develop.”During his interview with Wiktor Osiatynski(1), Chomsky proposes to imagine a different world where another species developed a different linguistic system comprising every language.

I was born and raised in an environment where many different languages were being spoken. Laz-Mingrelian, Georgian, Turkish, Kurdish, Armenian. Adding to this bunch were Arabic and English as part of my education, feasting my ears. This was a unique natural environment for me to develop a personality with a sympathy and respect to all other intellectual structures, languages, cultures of different origins. Understanding others can only be possible by lending our ears to their languages, cultural elements. Here, for me, the most important element is music next to language. We can not express all of our feelings and thoughts with only words. There are so many cases where words become insufficient to express the whole content of what we feel and think. There are for sure other means like visual images and music. Music is the way I express the inexpressible.

On this compilation album “CHINKA” I have put a selection of songs that I composed or rendered in my incredibly beautiful native language of Mingrelian/Laz, a language that has been spoken for centuries but which is now only used by a handful of people and which faces the threat of not being passed on to those who are not yet born. Written with an alphabet of not twenty, not thirty, but thirty-nine letters, Mingrelian is melded in the album with the English language and English artists, launching the language and musicians of different origins on a journey into the distant future. Like an otherworldly, mystical sound from the past echoing through space, trying to connect with others…

This is my musical journey in which I sometimes feel like wandering over broad plains shadowed by mountains in some unknown land with the mystical sound of bagpipes.

And until that universal linguistic system comprising every language is found, music will continue to be my universal language to interact with others.

The songs compiled here have been recorded partly in Bristol with the Jazz group Limbo and partly in Istanbul with the musicians of different ethnic groups living in Turkey. The percussionists İzzet Kızıl and Ismet Kızıl are Kurdish while Adem Temiz, the accordion player is Georgian. Kurtuluş Cengiz who plays the kemenche is Laz and the bassist Doğan Kayıkcı is from Bosnia.

Chinka: This is a Mingrelian/ Laz word meaning forest fairies. It is also used to refer to people who are very reserved and uncommunicative but hide a very unpredictable and shrewd. It was my nickname when I was a child.
 

En Son Yazılar

Dr. Shinichi Suzuki

Dr. Shinichi Suzuki

1930’ların başlarında hayata geçen Suzuki metodu ve eğitim bilimi ilk andan itibaren yanlış anlaşıldı. Yirmi yaşlarının çoğunluğunu Berlin’de geçirdikten sonra Tokyo’ya dönen Suzuki bir anda kendisine karşı yoğun bir ilgi olduğunu fark etti.

TaKiDum

TaKiDum

Playing exciting improvisations, the trio takes listeners on a journey of feeling alive, touching souls and activating all senses. The music created enables the listeners being part of the music immediately and start contributing spontaneously in live performances.

Ktesibilos

Ktesibilos

Bir berber çırağı olan Ktesibilos, içerisinde kâşif ruhu ile fizik ve mühendisliğe merak saldı. Bunun sonucu olarak da dünya tarihinde bilinen ilk klavyeli çalgı aletini keşfetmiş oldu.

Logogenik ve Pathogenik Müzik

Logogenik ve Pathogenik Müzik

Bir parçanın tek başına gerçeği yansıtması pek mümkün değil. Ancak o parçanın varlığı birebir insanın varlığının kanıtıdır. Bu bağlamda Aristoteles’in dediği gibi, “Duyguların dile getirilmesi yolunda hiçbir şeyin bir şarkı kadar etkili olması mümkün değildir.”

Afro Celt Sound System

Afro Celt Sound System

A supergroup whose line-up expanded and evolved around four core members (Simon Emmerson, James McNally, Iarla O’Lionaird, Martin Russell), the Afro Celt’s pan-global sound redefined dance music and stumped music critics. They remain defiantly, enigmatically uncategorisable.

Bir Müzik Simyacısı: Rabih Abou-Khalil

Bir Müzik Simyacısı: Rabih Abou-Khalil

Lübnan doğumlu Rabih Abou-Khalil’in müziğinde geleneksel Arap ezgileri, caz doğaçlamaları ve Avrupa klasik teknikleri ile birleştiriliyor. Utçu ve besteci Rabih Abou-Khalil her zaman köklerinin uzandığı Arap müziğinin atmosferi ile günümüzün küresel ezgileri

Yolun hasret ve aşkla açık olsun

Yolun hasret ve aşkla açık olsun

Bueno Vista Social Club öncesi İbrahim Ferrer’in kuvvetli Santiago şivesinden dolayı, romantik Küba ezgileri olarak sınıflandırılan Bolero tarzında şarkı söyleyemeyeceği şeklinde kapılar her zaman yüzüne çarpıldı.

Elekronik Müziğin Sihirbazı

Elekronik Müziğin Sihirbazı

Ancak asıl elektronik müziğin çehresini sonsuza kadar değiştirecek kişi bundan 40 yıl önce geldi. Adı Dr. Roger (Bob) A. Moog (“Moog” soyadı Mo-oug olarak telaffuz ediliyor, Mu-ug olarak değil) olan bu kişi Theremin’e olan özel ilgisinden dolayı yaptığı araştırmalar sonucu

Tuva'dan Gelen Alash Ensemble

Tuva'dan Gelen Alash Ensemble

Alash Ensemble adlı topluluk, adını Tuva’nın kuzeybatı bölgelerinden geçen Alaş nehrinden almıştır. Topluluk üyelerinin Geleneksel Tuva Müziği ile ilgili çalışmaları çocukluk zamanlarında aileleri tarafından başlatılmış, daha sonra Kızıl Sanatlar Akademisi’nde (Kızıl, Tuva’nın başkenti) usta kaylama

Bollywood ve Müzik

Bollywood ve Müzik

Hindi dilinde Bollywood film müziklerine filmi denir; yani filmden gelen müzik anlamına gelir. Bu müzikler genellikle film çekiminden önce profesyonel müzisyenler tarafından bestelenip seslendirilir ve film içerisine yedirilir.

Trilok Gurtu Spellbound

Trilok Gurtu Spellbound

Mumbay’da 1951’de doğan sanatçının kariyerinde “Spellbound” tipik bir çalışma kategorisinde değil.

A Crafty Melting Pot National Handicrafts and Handlooms Museum Delhi

A Crafty Melting Pot National Handicrafts and Handlooms Museum Delhi

A Crafty Melting Pot National Handicrafts and Handlooms Museum Delhi

Gaspare Traversi

Gaspare Traversi

Kırk sekiz yıl yaşamış olan Gaspare Traversi bir İtalyan Rokoko ressamı. Özellikle kavramsal tarz çalışmalarıyla bilinen bir ressam. Ömrünün uzun bir süresini Napoli’de geçiren sanatçının 1760’da resmettiği Sanat temalı “Müzik veya Konser” isimli tablosu bu ayki konuğumuz.

Ne Dinliyorsan Osun

Ne Dinliyorsan Osun

Hatırladığım ilk albümlerden biri Missa Luba adını taşıyordu. Grubun adı Les Troubadours du Roi Baudouin ve 1958 yılında piyasaya çıkmış olan bu albüm bir defa da Pier Paolo Passolini’nin “The Gospel Accordinbg to St. Mathew” filminde karşıma çıkmıştı.

Birinci Konstantin

Birinci Konstantin

Peki, hiç düşündünüz mü, bu kenti kent yapan, Doğu Roma’nın başkenti olarak ilan edilen Gaius Flavius Valerius Aurelius Constantinus veya popüler adıyla 1. Konstantin veya Büyük Konstantin nerede ebedi istirahatinde.

30 Years of Strolling Through Istanbul

30 Years of Strolling Through Istanbul

It was thirty years ago that we dwelt on to her surprises. The city that has been founded on legends and has been on the radar of all poets, artists and emperors ever since. She has a dozen names but recently has been called İstanbul.

Blues’un DNA’sı: Ali İbrahim “Farka” Touré

Blues’un DNA’sı: Ali İbrahim “Farka” Touré

Teoride Afrika müziğinin Batılılar tarafından sevilmemesi için birkaç tane iyi neden var. İlk olarak Batılılar için armoni çok önemlidir, sonra bunu görsellik takip eder. Ancak Afrika müziğinde armoni ve görsellik arka plandadır, daha çok müziğin ruhuna önem verilir.

Komuz

Komuz

Typically, a komuz is made of a single piece of juniper or apricot wood, both found in abundance throughout Kyrgyzstan. The Kyrgyz words for the parts of the komuz relate to parts of the body or symbols dear to the Kyrgyz people