Simon Renard De St. André

Simon Renard De St. André SANAT VE MÜZİK UNSURU

Sanat tarihinde Vanitas terimi, durgun hayattan resmedilen insanoğlunun fani deneyimi ve bu dünyanın unsurlarını temsil eden objelerin ikonografisi. Özellikle bir kurukafa etrafında resmedilen, mumlar, çiçekler, müzik enstrümanları ve diğer objeler Memento mori, “fani olduğunu hatırla”, “öleceğini hatırla” veya “ölümünü hatırla” gibi şekillerde çevrilebilecek bir Latince deyişin temasını içeriyor.

Vanitas temasının pek çok örneği var ama ben bu yazımda 1613’de ilk nefesini alan Fransız Simon Renard de St. André (1613 –1677) adlı ressamın 1650’de resmettiği eserini ele alacağım. Pek çok Vanitas temalı eser veren ressamın en önemli amacı özellikle zenginliğin ve yaşamın faniliğini vurgulamak.

Burada gördüğümüz 52×44 cm ebadındaki eseri 1650 yıllarında resmedilmiş ve şu an Montreal’deki Museé des Beaux-Arts’da sergilenmekte. Söz konusu tabloda ön plana çıkan müzik teması önemli ve ifade ettikleri yine fani yaşama gönderme yapmakta. Resmin ana objesi kurukafa, buradaki pozisyonu baş aşağı edilmeyi temsil ediyor. Kafatası kemiklerinin dikişe benzeyen ek yerleri, beyin ışınlamasının yanı sıra  insanlığın kırılganlığını yansıtıyor. Aynı zamanda kafatası, ebediliği ve şerefliliği ifade eden defne ağıcı dalı ile taçlandırılmış. Ancak kurumuş olması Yeni Ahit’te yer alan şu risaleye gönderme yapıyor: Her beden ot gibidir ve tüm şanı o otun çiçeğidir. Ot kurur ve çiçek solar, ancak Tanrı’nın kelamı sonsuza kadar yaşar.

Bu tablodaki ikinci önemli vurgu ise müzik ve bu bir kit (veya pochette) ile temsil ediliyor. Kit cepte taşınabilecek kadar küçük, boğuk sesli, ince belli, uzun bir keman. Özellikle 16-18. yüzyıllar arasında dans eğitiminde kullanılır ve ilk defa kiraz ağacı kullanılan önemli bir enstrümandı.  Bu tablosunda Simon Renard de St. André, konumlandırdığı ve resmettiği kit enstrümanı ile gereksiz tutkuları tetikleyen anlamsız bir zevki vurguluyor. Evet, müzik her kesim tarafından benimsenen bir sanat değil idi, bazıları tarafından gereksiz ve hatta şeytanın işi olarak görülmekte, hala böyle bir kesim var aslında. Söz konusu tabloda aynı zamanda yeni ruhların müzik ile nasıl eğitildiklerinin altıda çizilmekte.

Nota defterinde tekrardan kaydedilmiş olan müziğin ne yazık ki bestecisi hiçbir şekilde vurgulanmamış. Kısacası söz konusu bestenin kime ait olduğu bilinmemekte, ancak zaten tablonun veya ressamında amacı bu değil zaten. Müzikologlar sayesinde bu eserin bir allemanda olduğunu biliyoruz. Bu çok eskilere uzanan, genellikle klavyeli çalgılar (org, klavsen, piyano gibi çalgılarda tuşların yer aldığı klavye düzeneği ve bu düzeneğe sahip olan çalgılar) için bestelenen bir Alman dansı. 16. ve 17. yüzyıllarda Almanya’dan Fransa ve İngiltere’ye sıçrayarak, saray çevrelerinde, soylular arasında popüler oldu. Erkek ve kadın ikililerinin oluşturduğu gruplar halinde oynanan 4/4’lük ölçüde, gösterişli, kıvrak bir danstı. 17. yüzyılda bestecilerin çoğu süitlerinin birinci bölümünde bu dansı kullanmakta çekinmedi hatta teşvik etti. Simon Renard de St. André’de zaten bu dönemin popülerliği içerisinde bu müzik tarzına tablosunda göndermede bulunuyor. Takip eden yüzyılda söz konusu tarz dört çift tarafından oynanan, 2/4 ölçüde, stilize bir dansa dönüştü ve ilerleyen zamanlarda, müzik tarihi sayfalarına gömüldü ve önemin yitirdi.

Tabloda yer alan en son obje ise sağ arkada yer alan sönük mum. Bu sonu olan insanoğlunun varlığını temsil ediyor. Hemen yanında resmedilen kum saati ise yalvarışa ulak vermeyen, durdurulamaz, merhametsiz ve değiştirilemeyen zamanı ifade ediyor.

En Son Yazılar

Dünün Geleceği Bugün, Bugünün geleceği yarın

Dünün Geleceği Bugün, Bugünün geleceği yarın

Özellikle günümüzde şimşek hızı ile atılımlarda bulunan fiyakalı teknolojinin getirdiği gelecek bir muamma olarak karşılanmaya başlandı. Bazıları heyecanla beklerken bazıları kıyamet elçisinin geldiğini varsayarak köşelerine sindi

Fail Play

Fail Play

It should have wide appeal among all those with ears that are drawn to the cracks between genres, or to the overarching pure music that transcends those genres.

Gaye Su Akyol: Istikrarlı Hayal Hakikattir

Gaye Su Akyol: Istikrarlı Hayal Hakikattir

Growing up in cosmopolitan Istanbul listening to Anatolian music icon Selda Bağcan and Kurt Cobain in equal measure, Akyol skipped right over the tired Oriental/Occidental paradigmatic clichés. Gaye’s music was global in concept and local in spirit and nuance right from the very beginning.

Ah! Kosmos Beautiful Swamp

Ah! Kosmos Beautiful Swamp

Ah! Kosmos has inspired and manipulated human emotions into well thought algorithmic tone structure. She has absolutely done a good morph job where settled protocols and manuals have been rewritten.

Lemma

Lemma

The Lemma ensemble, created under the impetus of Souad Asla, comes from Saoura, the Saharan southern part of Algeria.

FANNA-FI-ALLAH :Muraqaba (Sufi-Qawwali)

FANNA-FI-ALLAH :Muraqaba (Sufi-Qawwali)

Those who look like good old hippies have turned out to be heterodox orthodox and are famous and worshipped in Pakistan: they imposed a style, theirs, bursting with fervour.

Dur-Dur Band of Somalia

Dur-Dur Band of Somalia

In 2007 John Beadle, a Milwaukee-based musicologist and owner of the much loved Likembe blog, uploaded a cassette he had been handed twenty years earlier by a Somalian student. The post was titled ‘Mystery Somali Funk’ and it was, in Samy’s own words, “some of the deepest funk ever recorded.”

Greek Traditional Music

Greek Traditional Music

In the vast majority of cases, folk songs were created by anonymous musicians. The words and the tune were passed on orally: each new performance was a recreation of elements which gradually solidified as variations, tried out by multiple singers over time, were rejected or immortalized.

Poly Cuisine Of Turkey On Record

Poly Cuisine Of Turkey On Record

There was a theme to it, which for me was that we as humans are the culture porters. We carry food, cultures, music, stories, epics and knowhow.

İpekyolu ve Çalgı Aletleri

İpekyolu ve Çalgı Aletleri

Orta Doğu’dan yola çıkan bir ritim, Aysa’da kendisini geliştirdi ve Uzak Doğu’da sonuçlandı. Aynı zamandan Uzak Doğu’dan çıkan bir melodi kendini Orta Doğu’da bulabildi.

Nuru Kane

Nuru Kane

Yaptığı müziğe yerel ritmik yama dersek aşağı yukarı sanatçının tarzı hakkında biraz fikir sahibi olabiliriz. Kayıt yaptığı dönemlerde yoluna çıkan ve beğendiği her müzik tarzını kendi müziğine işlemesi ile tanınan sanatçı bunu fazlasıyla başarılı yapıyor.

Vassily Kandinsky – Impression III

Vassily Kandinsky – Impression III

Yukarıdaki tablonun adı “Impression III (concert)” ve sanatçının 1911 tarihli bir eseri. Bir konser izlenimini renkler ile göz zekimize sunan sanatçı ilhamını Moskova’da Arnold Schoenberg’in konserini izledikten sonra aldığını ifade etmiştir.

Bob Dylan ve Sanat

Bob Dylan ve Sanat

Hiçbir zaman loş ve sisli 60’lı yıllarda takılıp kalmayan sanatçı, her zaman güncel ve çağdaş olmayı başardı. Bunu, üreterek ve toplumun nabzını yakalayarak yaptı. Bundan dolayıdır ki milyonlarca müziksever hala onunla etkileşim içerisinde.

Anton Van Dyck- Lavtalı Adam

Anton Van Dyck- Lavtalı Adam

Bu, siyahlık resimdeki beyaz yaka ve kol ağızlarını daha bir ön plana çıkartıyor. Resimde yer alan modelin Britanya saltanat müzik ekibinde lavtacı olarak görev yapan olan Jacob Gaultier olduğu söylenmekte.

Ivan Puni – Sentetik Müzisyen

Ivan Puni – Sentetik Müzisyen

Ivan Puni – Sentetik Müzisyen adlı bu resminde bir birine girmiş farklı müzik enstrümanlarını insan figürüne dönüştürüp söz konusu Charlie Chaplin kılıklı müzisyenin bedenini resmediyor.

Müziğin Alegorisi

Müziğin Alegorisi

Baş figür kadının kucağında ise antik bir santur var. Üzerinde ay şeklinde tınlaşım delikleri ve rozet resmedilmiş.

Tarihte Bilinen İlk Ninni

Tarihte Bilinen İlk Ninni

Bundan tam 5.000 yıl önce var olan Sümerler, yazılarıyla, şiirleriyle, örf ve âdetleriyle, danslarıyla, dünyayı algılamalarıyla, kanunlarıyla, mimarileriyle tarihe damga atmışlardır.

Türkiye'nin En Büyük Müzik Müzesi

Türkiye'nin En Büyük Müzik Müzesi

Afyonkarahisarlı yerel sanatçı Ömer Yarşi’nin bağışlarının yanı sıra Kütahya’nın halk ozanlarından Hisarlı Ahmet’in sazları da oğlu TRT Sanatçısı Mustafa Hisarlı tarafından müzeye bağışlandı.