Susheela Raman

Susheela Raman KARALAMALAR

Kültürel değişim ve teknolojik yayılma, kültürler arasındaki sınırları yok etmekte. Dünya nüfusunun her gün artması bizleri özümsenmemiş asimilasyondan uzaklaştırmakta. Ancak ne kadar çok birbirimize karışırsak, çarpraz olarak nufuslaşırsak ve çok etnik ütopya hayalleri kurarsak, o kadar az farklılaşırız ve bir bütünlüğe ulaşırız. Bu bütünlüğün ilk adımlarından birisi, insan unsurlarının bire bir var olduğu, tutku ve artiksik azmin var olduğu müziksel bağlantı.
 
Müzik hiçbir zaman büyük şöhret, süper yıldız ve belirli kalıba sıkıştırılan bir kavram olmadı. Müzik, her zaman özgürlüğün sanatı oldu. Müzik, ne batının, ne doğunun ne de başka bir coğrafyanın zimmetli malı. Ancak finansal bolluk içinde olan ülkeler kendilerince müzik akımını ellerinde tutuklarına inanırlar oldu. Belirli türler, belirli tarzlar haricinde sanki başka birşey yokmuş gibi davranıldı. Bundan her müzik türü kendince nasibini aldı. Bunun en başında gelen akım Dünya Müziği. Nedense, hepimizin parçası olduğu bu kürenin her köşesinde tutkuyla üretilen müziklere yabancıyız. Bu müziklere uzaylıymış gibi bakıyoruz. Neden? Korktuğumuz için mi? Bizlere ağır geldiği için mi? Yeniliklere kapalı olduğumuz için mi? Şu an bir peryodik tekrara giren çoğu müzik türleri (rock-alternatif-elektronik-pop) boğulma aşamasına geldi. Böyle bir dönemde, zaten var olan, çok geniş ve renkli bir palate sahip olan Dünya Müziği biraz daha ön plana çıktı. Bu müzik türü ya birebir her ülkenin sanatçısı tarafından icra edilmekte veya ikinci kuşak (genellikle batı/doğu karışımı) melez sanatçılar tarafından gündeme gelmekte. Bugün bu sanatçılardan birisi ile gecikmeli olsada tanışma zamanı.
 
1973 yılında göçmen bir aileye doğan Susheela Raman, Hindistan’ın geleneksel ve klasik müzik formalarını, Batı Avrupa’nın çağdaş melodilerini, dans tınıları ile harmanlamakta. Tamil etnik grubuna ait olan Susheela Raman genç yaşlarda ailesi tarafından klasik Hindistan müziği üzerine eğitildi. Ciddi müzik eğitimine Avustralya’da, Kuzey Hindistan bölgesine ait klasik bestelerini öğrenerek başlayan Susheela Raman, zamanla öğrendikleri ile blues kökenli müzikleri (soul, rock, R&B) birleştirmeye başladı. 1995 yılında Hindistan’a gidip dünyanın en usta Hindustani (Hindistana ait) vokallerinden birisi olan Shruti Sadolikar’dan vocal eğitimi aldı. Eğitimini tamamladıktan sonra 1997 yılında İngiltere’ye dönen sanatçı, kendisi gibi iki-üç bölgenin müzikleri üzerine kolaj yapmayı seven prodüktör Sam Mills ile çalışmaya başladı.
 
Dünyadan birçok yerel sanatçının (Kamerun, Hindistan, Mısır, Yunanistan, Romanya, Fransa, Kenya, Amerika ve İspanya) desteği ile Ekim – Aralık 2000 tarihinde kaydettiği “Salt Rain” albümü Doğu ve Batı arasında bir köprü oluşturdu. Sanskrit, Hindu, Tamil, Telugu ve Luo dialektleri ile süslediği geleneksel dualar orijinaliğini kaybetmeden parçalara dönüştürüldü ve yeni kapılara açıldı. Bu albüm sayesinde Susheela Raman Radiohead, PJ Harvey, Gorillaz ve Basement Jaxx gibi grupların arasında Mercury Ödülleri’ne aday olan ilk dünya müzik sanatçısı oldu. Bu ödül töreninden “Best Newcomer” ödülü ile evine dönmeyi başardı.
 
2003 yılında “Love Trap” albümünü çıkarttı. Bu sefer akademik derleyici bir gayretle Susheela Raman Kuzey Hindistan klasik melodilerini oldukça ilginç füzyonlara sokup karşımıza ulaşılabilir bir müzik ile çıktı. Müzik kılavuzluğunda küresel bir tur atan albüm dinleyeni hiç sıkmadan sakin bir yapı içerisinde feraha ulaştırdı. Bu albümde sanatçıya Afrobeat’ın bateristi Tony Allen, Tuvan’lı rock yıldızı Albert Kuvezin ve Yunanlı klarnet virtözü Manos Achalinatopolous gibi kendi kulvarında söz sahibi sanatçılar eşlik etti.
 
Hindistan/İngiltere kökenli Susheela Raman, geçen yıl çıkarttığı en son albümü “Music For Crocodiles” ile BBC 3 Radyosu tarafından beş yıldan beri dağıtılan Dünya Müzik Ödülleri’ne sahip oldu. Ülkemizde de satışa çıkan “Music For Crocodiles”, farklı kültürden gelen birçok beynin buluştuğu bir şebeke. Susheela Raman’ın İngiltere’deki Hindistan/İngiliz melez sanatçıların arasında artistik yönden ileriye doğru sanatsal hamlesi. Kuvvetli, enerji yüklü, duygusal, tutkulu ve çok yönlü bir çalışma. İngilizce, Fransızca (ilk defa) ve Hindu dillerinden oluşan parçaları geniş bir enstrüman ordusu (tabla, dholak, mridangam, Hammond Orgu, veena, gatam, sitar, tempura…) altında işleyen sanatçı albümü üç farklı bölgede kaydetmiş. Albümün iskeleti Eylül 2004 tarihinde Wiltshire (İngiltere’de) oluşturulmuş ve albüme hayat Hindistan’ın Çennay (eski adı ile Madras) şehrinde verilmiş. Maceranın son noktası Los Angeles’da İzlandalı Husky Huskvold (Tom Waits, Sheryl Crow, ve Norah Jones) tarafından konulmuş. Kültürel geleneğinin zenginliği üzerine inşa edilen albüm ‘What Silience Said’ (Sessizliğin Dediği), bir ayrılık parçası ile dinleyene penceresini açıyor. Paris’te bir kafede son defa buluşan iki sevgilinin yağan yağmur altındaki ağıdı. “Aşka olan inancını yitirdin mi?/ İnsan hissine olan inancını kaybettin mi? / Gerçeğe karşı inancını yitirdin mi? / Yüreğin iyileşmenin bir yolunu bulamadı mı? / Benim seni kaybettiğim gibi?” sözleri ile hayat bulan sessizlik, hayatımızda yok olan güzel yüzleri gün ışığına çıkartmakta. Albümün yüreği “Kaç yolda gezindim / hiç ve herhangi biri benim? / Arkamda köprüler yıkıldı / Geriye dönmek söz konusu değil / Ufuktan başka gidilecek yer yok / Ki işte oraya ev diyeceğim?” sözlerini barındıran “The Same Song” parçasında yatıyor. Bu parçada Susheela Raman’ın bu geçmişini ve ideolojisini görüyoruz. İşte bu, sanatçının müziğindeki yankılanan meydan okuma!
 
Susheela Raman, vokalleri, kültürü ve parçaları ile farklı bir kişilik oluşturuyor. Çok türlülük yaratan yeni sesler ile kişilik sorunlarını inceleyen sanatçı bunu en iyi şekilde, yaptığı işbirlikleri ile sergiliyor. “Music For Crocodiles” albümünde Kamerun’lu basçı Hilaire Penda, Gine’li perküsyoncu Djanuno Dabo, Amerikalı baterist Marque Gilmore ve İngiliz-Hintli tabla sanatçıcı Aref Durvesh ile müzik alışverişine giren sanatçı her fırsatta müziğe olan açlığını dile getirmekte. İlk iki albümüne kıyasla daha bir inanç ve azim ile şarkıları söyleyen Susheela Raman özellikle “Chorudiya” parçasında bunu doruğa çıkartmakta.
 
Kişilik tahkiki oldukça meşakkatli ve sonucu garanti değildir. Bu bilinmezlikten dolayı ayrı ırktan gelen insanların dünyamızda huzur içinde varolması gün geçtikçe zorlaşıyor. Ancak bu tür muammalar anlık bile olsa Susheela Raman’ın çok içten kültürel albümleri sayesinde ortadan kalkıyor. Susheela Raman dinlerken Hindistan, Afrika ve Avrupa unsurlarının nerede başlayıp bittiğini ayırt etmek oldukça zor, her müzik katmanı birbirini kesip, karışmakta. Sanatçının kusursuz üretimleri sayesinde her tarz müziğe karşı obur olan müzikseverler, “gerçek” olan bir müzik üzerine ziyafet yapabilmenin keyfini yaşıyor. Açlığımızı giderme zamanı…

Discography

  • 2001 – Salt Rain
  • 2003 – Love Trap
  • 2005 – Music For Crocodiles
  • 2007 – 33 1/3
  • 2011 – Vel
  • 2016 - Tomorrow Never Knows 

 

En Son Yazılar

Melodic Circles/ Iranian Urban Classical Music from Master Musicians Mehdi & Adib Rostami

Melodic Circles/ Iranian Urban Classical Music from Master Musicians Mehdi & Adib Rostami

Iranian classical musicians have a two-fold task as they learn their craft: they must learn the old melodies handed down over the generations, called ‘radifs’, and, through the process of skilful improvisations, transform them into something new.

Anandi Bhattacharya

Anandi Bhattacharya

Being the daughter of the great Hindustani slide guitarist Pandit Debashish Bhattacharya, Anandi has been surrounded by music since birth and recalls how having ‘breathed in music from every room in the house was a blessing’.

AMMAR 808 – Maghreb United

AMMAR 808 – Maghreb United

The future is right now. We have driverless cars, robots taking over jobs, and commercial space travel is on the event horizon. Somehow, humanity has slipped into a science fiction life. But you can’t have a future without a past, something AMMAR 808 knows very well.

Simon Renard De St. André

Simon Renard De St. André

Vanitas temasının pek çok örneği var ama ben bu yazımda 1613’de ilk nefesini alan Fransız Simon Renard de St. André (1613 –1677) adlı ressamın 1650’de resmettiği eserini ele alacağım. Pek çok Vanitas temalı eser veren ressamın en önemli amacı özellikle zenginliğin ve yaşamın faniliğini vurgulamak.

İbrahim Maalouf - Miles Davis ve Illusions

İbrahim Maalouf - Miles Davis ve Illusions

Miles Davis 46 yıllık müzik kariyeri boyunca ritim galaksisi içerisinde şekilden şekle girdi. Yolunu kendi buldu ve bu macerayı sonuna kadar yaşadı ve daha önemlisi yaşattı.

Henri Matisse Müzik

Henri Matisse Müzik

Matisse’in yaptığı tüm tablolara bakarsak ana tema insan beynine ulaşılabilir olan sempatik çağrı, duygudaşlık ve sinir sistemine dokunana insan figürü.

Jan Kupecky

Jan Kupecky

Flüt Milattan Önce 9.yüzyıla kadar tarihlendirilebilen bir çalgı aleti. İlk izlerine Çin’de rastlanan bu enstrüman zamanla orta çağlarda Avrupa’ya yayıldı.

Apollo Tarafından Taçlandırılan Marcantonio Pasqualin

Apollo Tarafından Taçlandırılan Marcantonio Pasqualin

Öncelikle Apollo’yu ele alırsak kendisi tanrı olarak müziğin kozmik anlamını temsil ediyor. Eski Yunan’da kullanılan bir lir türü olan Kithara ile genellikle resmedilen Apollo daha sonraki Barok ve Rönesans dönemlerinde modern yaylı çalgılar ile özleştirildiği de gözlenmiştir.

Müzisyenlerin Kavgası

Müzisyenlerin Kavgası

Fransız ressam Georges de La Tour (1593-1652) bu tablonun ilhamını gerçek hayattan almış. Akşam sokaklardaki müzisyenlerin yaşantısından bir kesit var karşımızda.

Avishai Cohen ile bir gece

Avishai Cohen ile bir gece

20 Aralık 2013'deki Avishai Cohen Konser izlenimler...

Yurdumun Mutsuz İnsanı

Yurdumun Mutsuz İnsanı

Muhalefet hep vardır, olacaktır ve olmalıdır. Hakkıyla yapılan muhalefet ise her zaman alkışlanır.

Johannes Vermeer

Johannes Vermeer

Delftli Johannes Vermeer’in (1632-1675) günümüze kadar sağ kalan 36 eserinin 12 tanesinde müzikal tema veya bir müzik enstrümanı resmetmiş değerli bir ressam.

Henri Julien Félix Rousseau ve Yılan Oynatıcısıs

Henri Julien Félix Rousseau ve Yılan Oynatıcısıs

Henri Julien Félix Rousseau’un annesi “Yılan Oynatıcısı” olarak bilinen bu tabloyu yapmasında sanatçıya ilham verdi. Oğlundan Hindistan’a yapmış olduğu seyahatin anılarını yaşatması için bir tablo yapmasını istedi.

Johann Sebastian Bach

Johann Sebastian Bach

Bir müziksever olarak Klasik Müziğin nasıl vazgeçilmez bir tarz olduğunu bilirim. Klasik Müzik dinlemeyen bir ruh bence tam hakkı ile müziksever olamaz, olduğunu iddia ederse kendi ruhu ile çelişir.

JAN STEEN

JAN STEEN

1626-1679 yılları arasında yaşayan Jan Steen’in pek çok tablosu adeta bir komedi sahnesinden çıkmışçasına resmedilmiş. Konularını özenle seçen ressam dönemsel bir hikâyenin tiyatro biçiminde, hicivlerle ve bazen striptiz ile sunulduğu parodileri konu alan çok fazla esere imza atmış.

Paul Klee - Bunalmış Piyanist

Paul Klee - Bunalmış Piyanist

Müzik, Klee için bir avuntu vaadi ve geleceği vaat eden bir sanat formuydu. Her ne adar Klee’ye göre müziğin altın çağı tarih sayfalarında kalmış olsa bile o bu inancını asla yitirmedi.

Piyano Hakkında Kısa Bir Yazı

Piyano Hakkında Kısa Bir Yazı

Dönemim popüler enstrümanları harpiscord, klavsen ve benzerleri ile piyano arasındaki en belirgin farklılığı aynı tuşta hem sert hem de yumuşak ritim çalınabilmesi. Veya İtalyanlarının dediği gibi “piano e il forte”.

A LITTLE RED BUG – BAŞAK YAVUZ

A LITTLE RED BUG – BAŞAK YAVUZ

But what matters is obviously the music. Here lays a fertile, originative and melodic architectural structure. English and Turkish didn’t sound this similar like never.