The Cure ve Esinlendiği Romanlar

The Cure ve Esinlendiği Romanlar KARALAMALAR

Hepimiz bir şekilde The Cure sözlerinin edebiyattan etkilendiğini biliriz. Ancak hangi şarkı hangi eserler veya şiirden esinlendiğini tam olarak hatırlayamayız. İşte burada bu konuda çok detaylı olmasa da genel bir bilgi verecek bir araştırma var. Yazarken aldığım zevk kadar okurken almanızı dilerim. İşte The Cure ve esinlendiği romanlar :

Robert Smith’in kitaplarla ilk teması dört yaşında babası ona The Narnia Chronicles (C.S. Lewis)’i okumasıyla başlamış. Ancak çoğu delikanlı gibi (en azında o dönemdeki gençler için) asıl okuma hevesi daha sonra, okul yıllarında, Robert Smith’i sardı.

O dönemin en büyük keşfi Kafka, sonra Albert Camus ve Jean-Paul Sartre gibi varoluşçulardı. Özellikle Jean-Paul Sartre‘ın “The Nausea” kitabı o dönemde Robert Smith tarafından röportajlarda çok sık kullanıldı. Anlaşılan o dönemde Robert ve Lol çok fazla okuyor ve doğal olarak bazı hikayeler şarkıya dönüştürüldü (örneğin: Charlotte Sometimes, The Outsider, At Night gibi). Gormenghast Üçlemesindeki Fuchsia karakterine ‘The Drowning Man’ parçasında sık sık gönderme yapılır.

‘A Short Term Effect’ parçasındaki “A charcoal face bites my hand” cümlesi garip bir hikâyeden alınmış olsa bile, “Pornography” albümü direkt birebir kitaplardan etkilenmemiştir. O dönemlerde Robert Smith aynı zamanda akıl sağlığı ile ilgili psikiyatr kitaplarına da çok yoğun ilgi gösteriyordu. Özellikle John Milton’u yazdığı “ Lost Paradise” bu konuda oldukça önemli bir yere sahiptir.

Patrick White’ın “The Cockatoos” adlı eseri ‘Love Cats’ parçasına ilham kaynağı olmuştur. Ancak kitabın ana teması “we put the lovecats in a sack and threw them in a lake / aşk kedilerini bir çuvala koyduk ve nehre fırlattık” parça için değiştirildi. Bu dönemde Dylan Thomas adlı şair, Robert Smith’in en beğendiği yazarlar arasında yer aldı ve beğeni uzun yıllar sürdü. “The Top” albümündeki ‘Birdmad Girl’ parçası kaydedilirken daha sözler yazılmamıştı ve Robert Smith geçici olarak Dylan Thomas’ın “Love In The Asylum” adlı şiirinin sözlerini parçaya okumuştu. İlginç olan şey bu şiir “bir kuş gibi çılgın” bir kızı anlatıyor. “The Top” albümünde yer alan diğer bir parça ‘Bananafishbones’ J.D. Salinger’ın “Nine Stories” adlı romanında yee alan “A Perfect Day For Bananafish” adlı öyküden efkârlanmıştır.

1986 yılında Fransa’da birileri Robert Smith’e Baudelaire ve Rimbaud kitapları hediye etti. Fransa’da herkes Robert Smith’in bu yazarları okuduğunu zannediyordu ancak durum böyle değildi. Daha sonra her iki yazara da tutkuyla bağlanan Robert Smith, Baudelaire’ın “Les Yeux des Pauvres” adlı kısa öyküsünden aldığı ilham ile “How Beautiful You Are” parçasına kaleme aldı.

Robert Smith’in o dönemde okuyup beğendiği ancak bir türlü The Cure sözlerinde hayat bulamayan diğer eserler sırasıyla şöyle:

  • Comte de Lautreamont’un (gerçek adı Isidore Lucien Ducasse) “Chants de Maldoror,
  • William S. Burroughs “Naked Lunch”,
  • Vladimir Nabokov “Lolita”,
  • Ray Bradbury “Something Wicked This Way Comes”
  • Jean Cocteau “ Les Enfants Terribles”.

Özellikle Jean Cocteau’nun “ Les Enfants Terribles” adlı eseri Robert Smith’i gözyaşları içinde bıraktığı söylenir. Yıllar sonra Robert Smith bu kitaptaki “Elise” karakterini “Wish” albümünde yer alan ‘A Letter To Elise’ parçasının adında kullanmıştır. Parçasın sözleri kitapla alakası yoktur. Bu arada Beethoven’ın da aynı adlı bir bestesi (Für Elise / Elise İçin) olduğunu da belirtmekte yarar var.

Romantiklerin taptığı ‘Pictures Of You’ parçası Myra Poleo adlı bir yazarın “The Darker Power of Rituel Pictures” (Ritüel Resimlerin Karanlık Yönleri) adlı denemesinden esinlenmiştir. ‘A Foolish Arrangement’ parçası Samuel Taylor Coleridge’in “Christabel” eserinden doğmuştur. “Wild Mood Swings” albümünde yer alan ‘Treasure’ parçası Christina Rosetti’nin “Remember” (Hatırla) adlı şiirinden nerdeyse birebir esinlenmiştir. Aynı albümün B-side’ı olarak piyasaya sürülen ‘Adonais’ parçası ise Percy Bysshe Shelley’nin John Keats’in ölümüne istinaden yazdığı “Adonais: An Elegy on the Death of John Keats” şiirden alınmıştır.

90’lı yıllarda Robert Smith kayıt stüdyosunun hatta evinin duvarlarında bile beğendiği yazarlardan alıntılar karalardı. Böylece ilham perilerini üstüne çekerdi. 90’lı yılların sonunda Robert Smith, genetik ve astronomi gibi ciddi bilimsel kitaplara merak sardı. Ancak bu kitaplardan aldıklarını fazla müziğine yansıtmadı. Bu dönemde çıkan “Bloodflowers” albümünde yine edebiyattan alıntılar yapmaya devam etti. ‘Where The Birds Always Sing’ parçası Ian Banks’in “The Crow Road” adlı eserinden esinlendi.

“The Cure” un açılış parçası ‘Lost’ da ‘I can’t find myself’ diye bağıran Robert Smith bu cümleyi Thomas Nagel’in “View From Nowhere” adlı eserinden almıştır.

Genel olarak bakmak gerekirse “Alice Harikalar Diyarında” aslında The Cure’un sözsel tarzını kapsayan bir eser. Her ne kadar Robert Smith bu eserden her hangi bir alıntı yapmamış olsa bile, anlamsızlıkların anlam yaptığı, sürekli bir rüya hali kavramı oluşan kitap genel The Cure tarzını çizmekte.

Yıllardan beri Robert Smith kendi kısa öykülerinden oluşan bir kitap yazmaktan bahseder durur. Hatta bu kitabın adı bile bellidir “The Glass Sandwich” ancak bu da solo albüm efsanesi gibi bir şey galiba. Çok laf var ama icraat yok. Son zamanlarda Robert Smith bu öykü olayını da biraz kıvırmaya başladı. Sözde bu kısa öyküler sadece kuzenleri için yazılmış ve başkalarını tatmin etmeyecek nitelikteymiş. Robert Smith, izin ver de buna hayranların karar versin, olmaz mı!?

En Son Yazılar

Dr. Shinichi Suzuki

Dr. Shinichi Suzuki

1930’ların başlarında hayata geçen Suzuki metodu ve eğitim bilimi ilk andan itibaren yanlış anlaşıldı. Yirmi yaşlarının çoğunluğunu Berlin’de geçirdikten sonra Tokyo’ya dönen Suzuki bir anda kendisine karşı yoğun bir ilgi olduğunu fark etti.

TaKiDum

TaKiDum

Playing exciting improvisations, the trio takes listeners on a journey of feeling alive, touching souls and activating all senses. The music created enables the listeners being part of the music immediately and start contributing spontaneously in live performances.

Ktesibilos

Ktesibilos

Bir berber çırağı olan Ktesibilos, içerisinde kâşif ruhu ile fizik ve mühendisliğe merak saldı. Bunun sonucu olarak da dünya tarihinde bilinen ilk klavyeli çalgı aletini keşfetmiş oldu.

Logogenik ve Pathogenik Müzik

Logogenik ve Pathogenik Müzik

Bir parçanın tek başına gerçeği yansıtması pek mümkün değil. Ancak o parçanın varlığı birebir insanın varlığının kanıtıdır. Bu bağlamda Aristoteles’in dediği gibi, “Duyguların dile getirilmesi yolunda hiçbir şeyin bir şarkı kadar etkili olması mümkün değildir.”

Afro Celt Sound System

Afro Celt Sound System

A supergroup whose line-up expanded and evolved around four core members (Simon Emmerson, James McNally, Iarla O’Lionaird, Martin Russell), the Afro Celt’s pan-global sound redefined dance music and stumped music critics. They remain defiantly, enigmatically uncategorisable.

Bir Müzik Simyacısı: Rabih Abou-Khalil

Bir Müzik Simyacısı: Rabih Abou-Khalil

Lübnan doğumlu Rabih Abou-Khalil’in müziğinde geleneksel Arap ezgileri, caz doğaçlamaları ve Avrupa klasik teknikleri ile birleştiriliyor. Utçu ve besteci Rabih Abou-Khalil her zaman köklerinin uzandığı Arap müziğinin atmosferi ile günümüzün küresel ezgileri

Yolun hasret ve aşkla açık olsun

Yolun hasret ve aşkla açık olsun

Bueno Vista Social Club öncesi İbrahim Ferrer’in kuvvetli Santiago şivesinden dolayı, romantik Küba ezgileri olarak sınıflandırılan Bolero tarzında şarkı söyleyemeyeceği şeklinde kapılar her zaman yüzüne çarpıldı.

Elekronik Müziğin Sihirbazı

Elekronik Müziğin Sihirbazı

Ancak asıl elektronik müziğin çehresini sonsuza kadar değiştirecek kişi bundan 40 yıl önce geldi. Adı Dr. Roger (Bob) A. Moog (“Moog” soyadı Mo-oug olarak telaffuz ediliyor, Mu-ug olarak değil) olan bu kişi Theremin’e olan özel ilgisinden dolayı yaptığı araştırmalar sonucu

Tuva'dan Gelen Alash Ensemble

Tuva'dan Gelen Alash Ensemble

Alash Ensemble adlı topluluk, adını Tuva’nın kuzeybatı bölgelerinden geçen Alaş nehrinden almıştır. Topluluk üyelerinin Geleneksel Tuva Müziği ile ilgili çalışmaları çocukluk zamanlarında aileleri tarafından başlatılmış, daha sonra Kızıl Sanatlar Akademisi’nde (Kızıl, Tuva’nın başkenti) usta kaylama

Bollywood ve Müzik

Bollywood ve Müzik

Hindi dilinde Bollywood film müziklerine filmi denir; yani filmden gelen müzik anlamına gelir. Bu müzikler genellikle film çekiminden önce profesyonel müzisyenler tarafından bestelenip seslendirilir ve film içerisine yedirilir.

Trilok Gurtu Spellbound

Trilok Gurtu Spellbound

Mumbay’da 1951’de doğan sanatçının kariyerinde “Spellbound” tipik bir çalışma kategorisinde değil.

A Crafty Melting Pot National Handicrafts and Handlooms Museum Delhi

A Crafty Melting Pot National Handicrafts and Handlooms Museum Delhi

A Crafty Melting Pot National Handicrafts and Handlooms Museum Delhi

Gaspare Traversi

Gaspare Traversi

Kırk sekiz yıl yaşamış olan Gaspare Traversi bir İtalyan Rokoko ressamı. Özellikle kavramsal tarz çalışmalarıyla bilinen bir ressam. Ömrünün uzun bir süresini Napoli’de geçiren sanatçının 1760’da resmettiği Sanat temalı “Müzik veya Konser” isimli tablosu bu ayki konuğumuz.

Ne Dinliyorsan Osun

Ne Dinliyorsan Osun

Hatırladığım ilk albümlerden biri Missa Luba adını taşıyordu. Grubun adı Les Troubadours du Roi Baudouin ve 1958 yılında piyasaya çıkmış olan bu albüm bir defa da Pier Paolo Passolini’nin “The Gospel Accordinbg to St. Mathew” filminde karşıma çıkmıştı.

Birinci Konstantin

Birinci Konstantin

Peki, hiç düşündünüz mü, bu kenti kent yapan, Doğu Roma’nın başkenti olarak ilan edilen Gaius Flavius Valerius Aurelius Constantinus veya popüler adıyla 1. Konstantin veya Büyük Konstantin nerede ebedi istirahatinde.

30 Years of Strolling Through Istanbul

30 Years of Strolling Through Istanbul

It was thirty years ago that we dwelt on to her surprises. The city that has been founded on legends and has been on the radar of all poets, artists and emperors ever since. She has a dozen names but recently has been called İstanbul.

Blues’un DNA’sı: Ali İbrahim “Farka” Touré

Blues’un DNA’sı: Ali İbrahim “Farka” Touré

Teoride Afrika müziğinin Batılılar tarafından sevilmemesi için birkaç tane iyi neden var. İlk olarak Batılılar için armoni çok önemlidir, sonra bunu görsellik takip eder. Ancak Afrika müziğinde armoni ve görsellik arka plandadır, daha çok müziğin ruhuna önem verilir.

Komuz

Komuz

Typically, a komuz is made of a single piece of juniper or apricot wood, both found in abundance throughout Kyrgyzstan. The Kyrgyz words for the parts of the komuz relate to parts of the body or symbols dear to the Kyrgyz people