Tuva Müziği ve Kaylama

Tuva Müziği ve Kaylama KARALAMALAR

Tuva dilinde “höömei” adı verilen, burada Altay Türklerinde kullanıldığı şekliyle “kaylama” olarak adlandıracağımız ses tekniği (throat singing), Orta Asya’nın pek çok bölgesinde bilinen bir “çok perdeli ses çıkarma” (overtone singing) yöntemidir. Belli değer veya renkteki çok perdeli bir sesin içinde, temel perdedeki sesin yanında, üst ya da alt perdelerden eşdeğerli yan sesler (overtones) de mevcuttur. Bu yan sesler, doğada da bulunmakla birlikte şiddetleri ana perdedeki sese göre düşük olduğu için genelde fark edilmezler. İnsan sesinde doğal olarak bulunan yan seslerden bir ya da birkaç tanesini, ses yolu ve gırtlaktaki kasların nazik şekilde çalıştırılması ve dikkatli bir dinleme ile ayırıp şiddetlerini artırmak suretiyle, ana perdedeki ses daha düşük bir şiddette devam ederken, onun üzerinde ve ona ek olarak duyulur hale getirmek mümkündür. Bir iddiaya göre, bu ses tekniği, hayvancılık yapan göçebeler tarafından uzun mesafelerden haberleşmek amacıyla kullanılmıştır. Zor doğa koşullarında, birbirinden hayli uzak küçük topluluklar hâlinde yaşayan insanlar için bunun ne kadar önemli bir ihtiyaç olduğu açıktır. Belirtilmesi gereken önemli bir nokta da, geniş bozkırlarıyla bölge arazisinin, sesin herhangi bir yüzeyden yansımadan uzun mesafeler kat edebilmesine imkân verdiğidir. Nihâyetinde, bu ses tekniği, doğanın sağladıkları ile insan ihtiyaçlarının örtüşmesi sonucu ortaya çıkmıştır.

Genel kabul gören yaklaşıma göre, çok perdeli ses üretiminin temelinde insanın doğadaki sesleri taklit etmesi yatmaktadır. Esen rüzgârın, öten kuşların, hırlayan hayvanların ya da köpüklenerek akıp giden bir ırmağın sesinde, az ya da çok yan sesler mevcuttur. Çok perdeli ses çıkarma, bir yerde insanın kendi sesinde doğal sesleri arayışıdır. Unutulmamalıdır ki, bu arayış, doğadaki her şeye bir ruh atfeden animist dünya görüşü ile yakından bağlantılıdır. Bir sesi taklit etmek, aynı zamanda o sesin doğal kaynağında bulunduğuna inanılan ruhla bağlantıya geçmek anlamına gelir. Bu sebepledir ki şamanlar, bu tekniği ruhlarla bağlantı kurmak ve gerçeküstü dünyaya geçebilmek için kullanırlar. Çok perdeli sesler kullanılarak söylenen şarkıların büyüleyici etkisi ile ortaya çıkan vecd hâli, şamanın gerçek ötesi dünyaya yolculuk yapması olarak yorumlanır. İnanışa göre şamanlar bu şekilde ölülerin ruhlarına rehberlik etmek ya da kötü ruhları kovarak neden oldukları hastalıkları iyileştirmek gibi görevleri yerine getirirler. Ayrıca belirtmek gerekir ki, Orta Asya şamanlığı, çok perdeli ses tekniğinden istifade eden yegâne din değildir. Örneğin Tibet Budizm’ine mensup rahipler de bu tekniği tefekkür amacı ile kullanırlar.

Tuva, burada yaşayan insanların, Orta Asya’nın bütün halkları tarafından bilinen kaylamayı bir sanata dönüştürdükleri, Moğolistan yakınlarında küçük bir bölgedir. Böylece, önceden doğal bir haberleşme yolu ve dini bir araç olarak işlev gören kaylama, bir üçüncü işlev daha kazanmış ve bir müzik tekniği hâline gelmiştir. Bunun gerçekleşmesi ancak insanların sesleri üstünde tam bir hâkimiyet kurmaları ve ustalaşmaları ile mümkündür. Sonuç olarak, kaylamanın geçmişinden getirdiği dînî ve din dışı özellikleri sayesinde aynı zamanda hem ruhanî hem de dünyevî olan, hayranlık uyandırıcı Tuva geleneksel müziği ortaya çıkmıştır. Temel işlevlerinden uzaklaşıp, müzik amaçlı icra edilmeye başlanınca, zaman içerisinde teknik geliştirilmiş ve değişik tarzlar ortaya konmuştur. Örneğin, “sıgıt”, ana perdedeki sesin üzerine çok yüksek perdeden ıslık benzeri yan sesi eklenerek elde edilen, kuşları ve hafif esen rüzgârı çağrıştıran sese dayalı bir tarzdır. “Höömei”, sıgıta benzer olmakla birlikte, yan ses daha alt perdeden çıkar. Doğadaki karşılığı kayalar arasında dolanan rüzgârın çıkardığı sestir. “Kargura”da ise hırlayan hayvanların sesine benzer, yan sesi alt perdeden çıkarılan bir ses kullanılır. “Borbangnadur”, yukarıdaki temel tarzlardaki seslerin titreşimli bir etki yaratacak şekilde harmanlanması ile yapılır. Çıkan ses, hızla köpüklenerek akan ırmağın sesine benzer. Son olarak, “Ezengiler” yine temel tarzlardaki seslerin, bu sefer ritmik şekilde harmanlanması ile yapılır. Çıkan ses at binerken kamçının “üzengiler”e değmesi ile ortaya çıkan sesi çağrıştırır ki tarz adını buradan alır.

Tuva Müziği ve Kaylama tecrübe edilmesi gereken bir deneyim…

En Son Yazılar

Müziğin Alegorisi

Müziğin Alegorisi

Baş figür kadının kucağında ise antik bir santur var. Üzerinde ay şeklinde tınlaşım delikleri ve rozet resmedilmiş.

Tarihte Bilinen İlk Ninni

Tarihte Bilinen İlk Ninni

Bundan tam 5.000 yıl önce var olan Sümerler, yazılarıyla, şiirleriyle, örf ve âdetleriyle, danslarıyla, dünyayı algılamalarıyla, kanunlarıyla, mimarileriyle tarihe damga atmışlardır.

Türkiye'nin En Büyük Müzik Müzesi

Türkiye'nin En Büyük Müzik Müzesi

Afyonkarahisarlı yerel sanatçı Ömer Yarşi’nin bağışlarının yanı sıra Kütahya’nın halk ozanlarından Hisarlı Ahmet’in sazları da oğlu TRT Sanatçısı Mustafa Hisarlı tarafından müzeye bağışlandı.

Dünyanın En Eski Müzik Enstrümanı

Dünyanın En Eski Müzik Enstrümanı

Araştırmacılara göre, mağaradaki kalıntılar, modern insanların Tuna nehrinin üst kısımlarına aşırı soğuklardan önce, yani 39,000-40,000 yılları arasında gelmiş olabileceğini gösteriyor.

Müzisyen Çocuk Melek

Müzisyen Çocuk Melek

Bu masum, nur yüzlü meleğin sessizlik içerisinde çaldığı enstrüman. Biraz merak ile birazda hüzün var vücut dilinde. Çaldığı enstrüman ise bir lavta (İngilizcesi lute / Fransızcası ise luth).

ASTRO-ATLANTIC HYPNOTICA FROM THE CAPE VERDE ISLANDS

ASTRO-ATLANTIC HYPNOTICA FROM THE CAPE VERDE ISLANDS

In 1980, a young aspiring footballer, Narciso “Tchiss” Lopes, emigrated from the Cape Verde Islands to Portugal.

Günümüz Türk Popüler Müziği Üzerine

Günümüz Türk Popüler Müziği Üzerine

Geçen gün adı önemli olmayan bir Türkçe müzik yayın yapan kanalı uzun bir süre izledim. Zaman geçtikçe hayretim kat kat arttı. Karşıma çıkan her parça sanki aynı fabrikadan çıkan seri üretimdi, aynı yapı, aynı sunum, aynı basmakalıplık, benzer kimya ve karbon kâğıt.

Nijerya’dan Müziğin Altın Dönemi

Nijerya’dan Müziğin Altın Dönemi

Geçtiğimiz aylarda raflarda yerini alan “Nigeria Special: Modern Highlife, Afro Sounds & Nigerian Blues 1970-6” adlı çalışma 1970-6 yılları arasında (ülkenin müziksel olarak doruk dönemi) Afro-beat, Afro-blues tarzına giren Nijeryalı grupların müziğini toparlayan bir çalışma.

Tuva Müziği ve Kaylama

Tuva Müziği ve Kaylama

Genel kabul gören yaklaşıma göre, çok perdeli ses üretiminin temelinde insanın doğadaki sesleri taklit etmesi yatmaktadır. Esen rüzgârın, öten kuşların, hırlayan hayvanların ya da köpüklenerek akıp giden bir ırmağın sesinde, az ya da çok yan sesler mevcuttur.

Bizans Resimleyicisi

Bizans Resimleyicisi

Her şehirde yaşanır, insan var olmak üzere vardır, ancak İstanbul bir başka. Konstantinopolis ise bir efsane, masal içinde bir epik roman. İçine daldıkça sizi sarmalayan, girdiğiniz bir sokakta kafa kaldırtıp, detaylara daldıran, nefes nefes bırakan bir dehlizdir. Onun için severim şehrimi tüm olums

Dr. Shinichi Suzuki

Dr. Shinichi Suzuki

1930’ların başlarında hayata geçen Suzuki metodu ve eğitim bilimi ilk andan itibaren yanlış anlaşıldı. Yirmi yaşlarının çoğunluğunu Berlin’de geçirdikten sonra Tokyo’ya dönen Suzuki bir anda kendisine karşı yoğun bir ilgi olduğunu fark etti.

TaKiDum

TaKiDum

Playing exciting improvisations, the trio takes listeners on a journey of feeling alive, touching souls and activating all senses. The music created enables the listeners being part of the music immediately and start contributing spontaneously in live performances.

Ktesibilos

Ktesibilos

Bir berber çırağı olan Ktesibilos, içerisinde kâşif ruhu ile fizik ve mühendisliğe merak saldı. Bunun sonucu olarak da dünya tarihinde bilinen ilk klavyeli çalgı aletini keşfetmiş oldu.

Logogenik ve Pathogenik Müzik

Logogenik ve Pathogenik Müzik

Bir parçanın tek başına gerçeği yansıtması pek mümkün değil. Ancak o parçanın varlığı birebir insanın varlığının kanıtıdır. Bu bağlamda Aristoteles’in dediği gibi, “Duyguların dile getirilmesi yolunda hiçbir şeyin bir şarkı kadar etkili olması mümkün değildir.”

Afro Celt Sound System

Afro Celt Sound System

A supergroup whose line-up expanded and evolved around four core members (Simon Emmerson, James McNally, Iarla O’Lionaird, Martin Russell), the Afro Celt’s pan-global sound redefined dance music and stumped music critics. They remain defiantly, enigmatically uncategorisable.

Bir Müzik Simyacısı: Rabih Abou-Khalil

Bir Müzik Simyacısı: Rabih Abou-Khalil

Lübnan doğumlu Rabih Abou-Khalil’in müziğinde geleneksel Arap ezgileri, caz doğaçlamaları ve Avrupa klasik teknikleri ile birleştiriliyor. Utçu ve besteci Rabih Abou-Khalil her zaman köklerinin uzandığı Arap müziğinin atmosferi ile günümüzün küresel ezgileri

Yolun hasret ve aşkla açık olsun

Yolun hasret ve aşkla açık olsun

Bueno Vista Social Club öncesi İbrahim Ferrer’in kuvvetli Santiago şivesinden dolayı, romantik Küba ezgileri olarak sınıflandırılan Bolero tarzında şarkı söyleyemeyeceği şeklinde kapılar her zaman yüzüne çarpıldı.

Elekronik Müziğin Sihirbazı

Elekronik Müziğin Sihirbazı

Ancak asıl elektronik müziğin çehresini sonsuza kadar değiştirecek kişi bundan 40 yıl önce geldi. Adı Dr. Roger (Bob) A. Moog (“Moog” soyadı Mo-oug olarak telaffuz ediliyor, Mu-ug olarak değil) olan bu kişi Theremin’e olan özel ilgisinden dolayı yaptığı araştırmalar sonucu